Ve nihayet Çanakkale'ye ulaşıyoruz. Toplamda 180 km yolu sabah çıkıp akşam vararak alıyoruz. Bunu kutlamaya değer bulup hemen Yalıhan'a gidiyoruz. Gelsin biralar...
Eser miktarda bira içtikten sonra otele yerleşiyoruz. Akşam BJK-FB maçını izlemek için yer kovalıyoruz. Esasında Yalova Restoran'da deniz ürünlerine gömülcektik ama onu dönüşe bırakıyoruz.
Bir yer bulduk ve oturduk. Rakı faslına geçtik. Başta son derece efendi olan garsonumuz vakit ilerledikçe yamulmaya başlıyor. Arasıra sarılıp espri yapıyor ama sarhoşluğu hesaba sokmasına engel olamıyor.
Eser miktarda rakı içtikten sonra çorbacıya yürüyoruz. Çorbacının kitlesi oldukça farklı. Çıtı pıtı kızlar baya baya şehla gözlerle kelle paça içiyolar. Hatta bi abla gelip tek başına işkembesini hörpletiyo. Barda aynı derecede sarhoş görseniz yanaşabileceğiniz ablaya çorbayı içerken asılmak göt ister gibi geliyo. Trakya ve havarisinin gözünü seviyoruz.
Bu arada bizim sarhoş garson da geliyo çorbacıya. Soktuğuna bakmadan bide selam veriyo şerefsiz. Ağzının ortasına çaksak mı diye düşünüyoruz. Ama ağzın üstündeki kırmızı burun çok sevimli yahu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder